ANTALYA'daki Akdeniz Üniversitesi'nde çıkan olaylarla ilgili iddianame hazırlanarak dava açıldı. Cumhuriyet Savcısı Yusuf Hakkı Doğan'ın iddianamesinde, olayların başlangıcının 1 Aralık 2007 tarihinde iki öğrenci arasında ülke meseleleri üzerine Kenan Evren'in adının da geçtiği tartışma olduğu, daha sonra kız meseleninin tetiklediği belirtildi. Olaylar sırasında öğrencilerin üzerine silahla ateş eden ve hakkında 28 yıl hapis cezası istenen Ömer Ulusoy, ifadesinde olaylara baskı altında katıldığını ileri sürdü.
Üniversite kampusunda 6 Nisan günü çıkan olaylarla ilgili Antalya 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın Cumhuriyet Savcısı Yusuf Hakkı Doğan tarafından hazırlanan 22 sayfalık iddianemesinde, aralarında öğrencilerin üzerine tabancayla ateş eden Ömer Ulusoy'un da bulunduğu 45 sanık için üst sınırdan hapis cezası istendi. `Adam öldürmeye teşebbüs', `silahla birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit', `suç işlemeye alenen tahrik etme', `kamu malına zarar verme', `bıçakla yaralama' ve `6136 sayılı yasaya aykırı olarak ruhsatsız silah bulundurma' suçlamaları ile hazırlanan iddiananemede 28 yıl hapis istemi ile en fazla ceza istenen zanlı, üniversitelilerin üzerine tabancayla ateş eden Ömer Ulusoy oldu. İddianamede, 2007 yılı Ekim-Kasım ayına kadar Akdeniz Üniversitesi'nde herhangi bir ideolojik olayın yaşanmadığına dikkat çekilerek, bu tarihten itibaren yurtta bir hareketlenme, ülkücü- sağcı, devrimci- solcu- doğu kökenli ayırımının yapılmaya başlandığı ve akabinde bu olayların meydana geldiğini belirtti. OLAYLARIN BAŞLANGICI Olayların başlangıcının, 1 Aralık 2007 tarihinde, üniversite yurdunda kalan ve arkadaş olan Çağrı Biber ile Turgay Gökkaya'nın ülke meseleleri üzerine yaptıkları konuşmalara dayandığını belirtildi. Biber ve Gökkaya'nın olay günü Gökkaya'nın odasında Güneydoğu'daki terör olayları, darbe yapma ve parlamentodaki kürt kökenli milletvekilleri ve yeni yapılacak anayasanın içeriği ile ülkedeki eğitim sistemine yönelik aralarında konuşma yaptığı belirtilen ididanamede şöyle denildi: "Turgay Gökkaya'nın `Kenan Evren gibi darbe mi yapmak istiyorsunuz. Ülkeyi 50 yıl geriye mi götürmek istiyorsunuz. Sen neyi savunuyorsun. Bu ülkedeki parlamentoda 550 milletvekili ve ve ikdidar partisinde Kürt kökenli milletvekilleri var' dediği, Çağrı Biber'in `Onlar satılmış Kürtler' demesi üzerine Turgay Gökkaya'nın Çağrı Biber'e `Odamdan çık git' demesiyle aralarında tartışma çıktığı, tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine olaya güvenliğin ve yurt idaresinin müdahale ettiği belirlendi.
Münir Aktan, Ayvaz Ötekikıvılcım ve Özgür Şahin isimli öğrencilerin Turgay Gökkaya'nın odasına gidip, `Konuşmak istiyoruz' diyerek içeri girdikleri, Gökkaya'nın ise odasına girilmesine tepki verdiği, aralarında çıkan tartışma sonrasında güvenlik görevlisinin müdahale ettiği tespit edildi. Güvenlik görevlisi gelmeden birkaç dakika önce yurt koridoruna çıkan Turgay Gökkaya'nın duvarları yumruklayarak `Güvenlik neredesin burada adam Kürtleri savunuyor. O.... çocuğu. Biz Osmanlı torunuyuz' diye bağırdığı belirlendi." ÇARŞIDA KAVGA İddianamede, bu olaydan sonra sağ ve sol görüşlü öğrenciler arasında gittikçe tartışmalar ve kavgalar yaşandığı, aradan geçen 3 aylık dönem içinde ise grupların tamamen ayrıldığı belirtilerek, 7 Mart günü üniversitenin karşısında meydana gelen tartışma sonucunda olayların Serkan Hindistan ve Çağrı Kasap'ın yaralanmasına kadar devam ettiği belirtildi. KIZ MESELESİ TETİKLEDİ Cumhuriyet Savcısı Yusuf Hakkı Doğan, kronolojik sıralama ile hazırladığı iddianamesinde şu görüşlere yer verdi: "Akdeniz Üniversitesi öğrenci yurdunda olayların başlangıcı sayılan bu olay ile ilgili olarak yurt idaresinin soruşturma açtığı, bazı öğrencilerin ceza aldığı tespit edilmiştir. Bu olayın sağ görüşlü öğrenciler tarafından ülkü ocaklarına haber verildiği belirlenmiştir. 4 Nisan günü bu olaylar nedeniyle yurttan uzaklaştırılan sol görüşlü Ahmet Bekmez'in saat 20.00 sıralarında yurt tesislerine kaçak olarak girdiği ve yemekhanede yanında arkadaşı Ayşegül Uysal ile birlikte bulunan Buket Ünal'a hitaben `Sosyete' diye hitap ettiği, Buket'in de `Sen ne diyorsun' diyerek elini kaldırdığı, Ahmet Bekmez'in ise `Sen kim oluyorsun da bana elini kaldırıyorsun' diyerek küfür ettiği, Buket Ünal ile Ayşegül Uysal'ın şikayeti üzerine Bekmez hakkında tutanak düzenlendiği ve dışarı çıkarıldığı tespit edilmiştir. Bekmez'i güvenlikten teslim alan arkadaşları Münir Aktan, Ayvaz Ötekikıvılcım'ın Bekmez'i evine bırakmaya gittiği, sağ görüşlü öğrencilerin bu olayı hemen ülkü ocaklarına haber verdiği belirlendi. Öğrenci olmayan Ülkü Ocakları Başkan Yardımcısı Ayhan Sezgin ve Mesut Göcük'ük başını çektiği grup ile Münir Aktan ve Ayvaz Ötekikıvılcım'ın Mart ayında gerçekleşen bu olayla ilgili Çağrı Kasap ile yüzleştirme yapacaklarını söylediğ belirlendi. Doğu kökenli ve sol görüşlü bu öğrencilerin ise Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu bahçesinde toplandıkları, öğrenci grubunun telefon trafiği ile 70-80 kişilik sağ görüşlü öğrenci olan ve olmayan bu grubun üzerine doğru saldırıya geçtiği tesbit edildi. Sağ görüşlü öğrencilerin bir kısmının yurt içine, bir kısmının ise yurt dışına kaçtıkları belirlendi. Sağ görüşlü grubun kaçmasının ardından sol görüşlü öğrencilerin `Faşizme karşı omuz omuza' diyerek yurdun 8 adet çöp konteynerlerini devirdikleri, 6 adet lambayı, aydınlatma direklerini ve yurdun cam kapısını kırdıkları tutanaklarla tespit edildi." ÖMER ULUSOY: BASKI ALTINDA YAPTIM Üniversitede öğrencilerin üzerine tabancayla ateş eden Ömer Ulusoy gözaltına alındığı sırada ülkücü arkadaşlarının kendisine baskı uyguladığını iddia etti. Ulusoy ifadesinde, şöyle dedi: "4 Nisan günü Alparslan Türkeş'in anma törenine katıldım. Ayhan Sezgin isimli ülkü ocakları başkan yardımcısı bize yönelik bir konuşma yaptı. Bu konuşmasında üniversitede Abdullah Öcalan'ın doğum tarihinde Türk bayrağı yakıldığını, Apo lehine slogan atıldığını ve bu yönde konuşma yapıldığını belirterek, Metropol kafeye gideceğimizi söyledi. Biz de gittik. Burada öğrenciler ile görüşüp geri dönüldü. 6 Nisan günü ise Akdeniz Üniversitesi'nde olaylar çıktığını öğrendik. Ülkücü görüşe sahip öğrencilerin PKK sempatizanları tarafından dövüldüğü söylendi. Aslında ben gitmek istemiyordum. Ancak Ayhan Sezgin bana `Niye gelmiyorsun? Sen yine mi gelmeyeceksin, bizi yalnız mı bırakacaksın' dedi. Bu arada üniversitede yaşça çok büyük olan öğrenci olması mümkün olmayan kırsaldan inen terör örgütü mensuplarının olduğunu, dörtlü kol sistemi şeklinde yürüdüklerini söyledi. Ben silahlıydım; Ülkü Ocakları Başkan vekili Ayhan Sezgin'in elinde rambo bıçağı; diğer ülkü ocakları yöneticilerinden Mesut Göcük'ün elinde samuray kılıcı, Çağrı Bulut'un elinde tahra ve Mehmet Şahin'in elinde ise sopayla üniversiteye geldik. Diğer ülkücüler ile burada buluşup içeri doğru girdik. Güvenlik görevlisi bize müdahale etmedi. Olbia Çarşısı'nın önüne geldiğimizde toplanan 300-400 kişilik grup taşlı sopalı bize saldırdı. Ben öldürme ve yaralama kastı olmaksızın korkutmak amaçlı 7-8 el ateş ettim. Şarjördeki mermiler bitmesine müteakip cebimde bulunan mermilerden bir tanesini daha şarjöre takıp yeniden ateş ettim. Ben de Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servis girişinden dışarı çıkıp kaçtım." ÜNİVERSİTE ÇATIŞMA ORTAMI İÇİN SEÇİLDİ Cumhuriyet Savcısı Yusuf Hakkı Doğan, iddianamesinin 17'nci sayfasında şu görüşlere yer verdi: "Toplumsal hareketin merkezi ve öncülüğünü yapan üniversitelerin çatışma ve gerilim ortamı yaratmak için seçildiği, nitekim Akdeniz Üniversitesi'nde ve Akdeniz Üniversitesi kampusü içinde yer alan öğrenci yurdunda ideolojik ve etnik farklılıklar kaşınarak, tahrik edilerek öğrenci grupları karşı karşıya getirilip, provoke eylemler yapılmak istendiği, Akdeniz Öğrenci Yurdu'nda daha önceki yıllarda herhangi ideolojik ciddi bir olay meydana gelmediği, ancak 2007 Ekim-Kasım ayından itibaren yurtta bir hareketlenme, ülkücü- sağcı- solcu, doğu kökenli ayırımının yapılmaya başlandığı ve akabinde olayların meydana gelmeye başladığı tespit edilmiştir. Akdeniz Üniversitesi'ndeki çekişmenin devrimci, ülkücü, sağcı, solcu ayrışmasından farklı bir eksene çekilmeye çalışıldığı, nitekim siyasal çatışmanın ekseninin üniversitelerde bazı gruplarca Türk- Kürt ve laik- antilaik ayırışmasına dönüştürülmeye çalışıldığı, doğal olarak üniversitelerdeki gerginliğin de bu eksen üzerinden geliştirilmeye çalışıldığı, ülkenin geleceğinin filizlendiği en heyecanlı ateşli, iddiaları ile tahrik edilerek, duygusal ve kullanılmaya en elverişli olan üniversite gençliği ve üniversite dışı gençlkiğin provokasyona en uygun zemin olarak görüldüğü ve kullanılmaya çalışıldığı, üniversite dışından olaylara katılan ülkücü grubun üniversitede PKK bayrağının asıldığı, Abdullah Öcalan'ın posterinin asıldığı, dağdaki PKK mensuplarının üniversiteli öğrencilerin arasına karıştığı, ülkücü gençlikte yer alan öğrencilerin dövüldüğü, taciz edildiği iddia ve söylemleri ile üniversite içindeki olaylara yönlendirildiği, sol görüşlü ve doğu kökenli öğrencilerin ise ülkücülerin yurtlarına saldırdığı; arkadaşlarını dövdüğü, taciz edildiği ideolojik ve etnik ayırımcılık kullanılarak ülkücü öğrencilere yönelik saldırıda bulunmalarının sağlandığı, yurt içinde bulunan kamu mallarına zarar vermeleri sağlandığı, ülkücü öğrencilerinin ise birtakım kişilerin yönlendirmesi ile ülkü ocaklarına olayları ve bilgileri aktardıkları, aktarılan bazı bilgi ve söylemlerin doğru olmadığı, nitekim öğrenci yurdunda görevli Ramazan Tatlı, yardımcıları Saim Türkay, Nizamettin Akpınar'ın ve güvenlik görevlilerin beyanlarına göre Öcalan posterinin asılmadığı, Türk bayrağının yakılmadığı veya yırtılmasının söz konusu olmadığı bilgi ve somut olğu sunulmadığı tespit edilmiştir." ORMANA SAKLANMAMIŞ Üniversitede öğrencilerle tabancayla ateş eden Ömer Ulusoy'un, polis ifadesinde belirttiği gibi Sarısu ormanlarına gidip saklanmadığı da savcılık ifadesinde ortaya çıktı. Ulusoy'un üzerinde ele geçirilen ruhsatsız Browning marka tabanca ile Kültür Mahallesi, 3880 Sokak'taki bir eve de 3 el ateş edip kaçtığı belirlendi. Akdeniz Üniversitesi'nde yaşanan olaylara ilişkin açılan davada, sanıkların yargılanmasına Temmuz ayında başlanılacak Kaynak : Vatan Gazetesi |